“Neden kitapları da böyle üretmeyelim?”

Yazarlarımızdan İpek Yiğit, yayıncılığa yeni bir soluk getireceğini düşündüğümüz özgün bir inisiyatif olan Topluluk Destekli Yayıncılık Girişimi’nin (TDYG) bireysel çalışmalar ve kişiyi ön plana çıkaran hareketlerden çok, topluluk kavramını önemseyen bir girişim olduğunu öğrenir öğrenmez, TDYG’nin kurucusu İlknur Kelso ile girişimin dayanak noktaları, amaçları ve felsefesi hakkında 21 Ağustos tarihinde detaylı bir söyleşi yaptı. Keyifle okuyacağınızı umarak sizlerle paylaşmak isteriz.                                             

Grubunuzu ve kendinizi tanıtır mısınız?

İsmim İlknur Kelso, yaklaşık 10 senedir serbest çevirmenlik ve beş senedir kurgu dışı kitap çevirisi yapıyorum. “Grubum”u ise şu anda net bir şekilde tanıtamayacağım, çünkü yaptığım çağrı sonucu heyecanlanıp bana ulaşmış 77 kişilik bir liste var. Ulaşanların bir kısmı yakın-uzak arkadaşlarım, bazılarını ise hiç tanımıyorum. Şimdilik kabaca yazar, çevirmen, editör, fotoğrafçı, çizer, şair, akademisyen, araştırmacı ve okurlardan oluşuyoruz diyebilirim. Umarım en kısa zamanda bir toplantı yapıp tanışacak ve grubun çerçevesini birlikte çizeceğiz.

Topluluk destekli yayıncılık nedir? Konuyu biraz açabilir misiniz?

2010 yılında permakültür disipliniyle tanıştığımdan beri hayatın her alanında insan ve dünyanın iyiliğini gözeten, daha adil sistemleri araştırıyor ve bu yönde eyleme geçmeye gayret ediyorum. En temel ihtiyaçlarımızdan biri olan gıda tabii ki bu yönde en çok somut adım atılan alan. Gıda üretimi ve ticaretinde bu ilkeleri uygulamaya çalışan Topluluk Destekli Tarım (Community Supported Agriculture) sisteminden esinlenerek bu girişime böyle bir isim koydum. Yayıncılıkta da gıdadaki sorunların benzerlerini yaşıyoruz: üretenler değil aracılar kazanıyor; sağlıklı ve besleyici olandan ziyade albenili ama sağlıksız ürünler rağbet görüyor; iyi ürüne erişmek gittikçe zorlaşıyor. Yayıncılıkta uygulamayı hayat ettiğim bu sistem kabaca şöyle işliyor: Ne tüketmek istediğimize birlikte karar veriyoruz ve bunu üretmeyi üstlenen insanlara emeklerinin karşılığını vermeyi taahhüt ediyoruz. Yapılması gereken yatırımı gerekirse hep birlikte yapıyoruz, üretimde gerektiği noktada hepimiz rol alıyoruz ve ürünü kendi aramızda paylaşıyoruz. TDT sistemleri yurtdışında oldukça yaygın ve Türkiye’de de az da olsa bu şekilde çalışan sistemler var. Neden kitapları da böyle üretmeyelim?

Topluluk destekli yayıncılık fikri nasıl ortaya çıktı? Neden böyle bir girişime ihtiyaç duyuldu?

Kitap çevirisi yapmaya çok küçük yayınevleri için çalışarak başladım. Kendi ilgi alanıma uygun kitapları araştırıp seçebildiğim, telif aşamalarından son okumasına kadar içinde yer alabildiğim projeler çok keyifliydi fakat verdiğim emek ile kazancım bir türlü örtüşmediği için birkaç sene ücretsiz fazla mesai yaparak çalışmam gerekti. Bunun sebebini biraz araştırınca sorunun kökeninde dağıtım firmalarının ve sisteminin olduğu kanısına vardım. Tabii ki tek sorun orada değil ama gıdada yaptığımız gibi bu alanda da kendimizi “sistemin” çarklarından çıkartmaya çalışmak gerektiğini düşünüyorum. Benim çevirmek istediğim, hatta yazmak istediğim, çevremdeki insanların da okumak istedikleri kitaplar var fakat ilgi görür mü, iyi satılır mı, maliyeti ve fiyatı çok yüksek gelir mi gibi kaygılar engel oluyor. Yakın çevremde takip ettiğim ve desteklediğim kitle fonlama deneyimlerinin, alternatif üretim modellerinin, Özgür Kazova gibi kolektiflerin ve arkadaşım Emre’nin topluluk desteği ile yayımladığı ‘Yeni’ye Doğru’ kitabının da ilham olduğunu belirtmeden geçmeyeyim.

Ortaklaşa çalışma yürütmeyi hedeflediğiniz dernek, organ, organizasyon vb. kuruluş var mı? Kimler bu projeye dahil olabilir? Dahil olacak kişilerin ne gibi özellikler taşımasını istersiniz?

Ben oluşacak ekipten ve çıkacak ürünlerden yana katı ölçütlerle yola çıkmadım, sadece çağrı metninde ve yukarıda biraz daha detaylı tarif ettiğim çerçeve konusunda heyecan duyup bu konuda eyleme geçmek isteyen herkesle buluşmak istiyorum.

Paydaşlar sizinle hangi kanal aracılığıyla iletişime geçebilir?

https://drive.google.com/open?id=1K9TMyirVFiMMES3YqC9CO79euzz4o8Ao3dv4boLcl3k adresinde bir anket formu yayınladım. Bunu cevaplayan herkesle bayram sonrasında iletişime geçip ilk toplantımızı düzenlemeye çalışacağım.

Yayıncılık için özellikle belirlenmiş konular ya da metin türleri var mı? Varsa hangileri?

Bu konuda da herhangi bir sınırlama yapmak istemedim. Oluşacak olan topluluk ne yayımlamak ve ne okumak istiyor göreceğiz. Ekip oluştuktan sonra tür ya da konu değil ama belki bir dünya görüşü çerçevesi çizmek mümkün olabilir.

Okurlara söz hakkı verilecek mi? Kitap seçiminde okur istekleri göz önünde bulundurulacak mı?

Evet, okurların da ekibin bir parçası olacakları bir yapı hayal ediyorum. Okurun talepleri ile üreticilerin sunmak istedikleri arasında bir denge kurabilirsek iki tarafın da ihtiyaçlarını karşılayabiliriz. Ya da belki iki tarafı olmayan bir yapı kurabiliriz.

 

Translation-1 ekibi olarak bizlere kıymetli vaktinizi ayırarak Topluluk Destekli Yayıncılığa karşı merakımızı giderdiğiniz için siz değerli İlknur Kelso’ya teşekkür eder, projelerinizde başarılı olmanızı dileriz.

 

Topluluk Destekli Yayıncılık – İlknur Kelso ile söyleşi

Category: Röportaj
0
1800 views

Join the discussion