-1 ekibi olarak oradaydık, etkinliği bir çeviri etkinliği olarak gördük ve sizinle paylaşmak istedik. 10.06.2017 Cumartesi günü, Salt Galata’da son nefeslerini almakta olan Sanat Kullanımları: Son Sergi’yi ziyaret ettik.

Sergi kapsamında binanın çeşitli bölgelerinde inşaat demiri iskeletli, monitör kafalı figürler, çift dilli metinler ve kısa videolar eşliğinde binanın mermer zeminini temizlerken nasıl da mekânın duvar ve zeminindeki keskin hatları yumuşak hatlara “çevirdiklerinden”, insan hatlarına benzettiklerinden bahsediyorlardı. Bir figüran diğerine yönlendiriyor, her biri dinleyicilere/izleyicilere iltifatlar ederek insani duyguları işliyorlardı. Kimi bu binaya bitki getirmekle, kimi ise binanın temizliği ile görevlendirildiklerini anlatıyorlardı. Mermer zeminin keskin hatlarını yumuşatmanın, sanatın müdahalesini (ya da müdahilliğini) anlatması, adeta biz çevirmenlerin metinlere yaptığı muameleyi somut olarak mekâna yapmış olması oldukça düşündürücü ve ilham vericiydi.

Sanat Kullanımları: Son Sergi:

“Sanat Kullanımları: Son Sergi” ismiyle, 20 Nisan – 11 Haziran tarihleri arasında izleyicilerin beğenisine sunulan, toplamda 4 sergiden oluşan etkinlik, Abbas Akhavan’ın kuratörlüğünü yaptığı “Ağaca Balta Vurmuşlar” isimli sergiyi (27 Nisan- 11 Haziran), Refik Anadol’un kuratörlüğünü yaptığı “Arşiv Rüyası” isimli sergiyi (20 Nisan – 11 Haziran), Futurefarmers’ın kuratörlüğünü yaptığı “Tohum Yolculuğu” isimli sergiyi (27 Nisan’dan itibaren), ve Laure Prouvost’un kuratörlüğünü yaptığı “Pürüzsüz Mermerinizden Parlayacak Kadar Yumuşak ve Kavisli” isimli sergiyi (27 Nisan – 11 Haziran) içeriyordu. Akhavan, binanın ikinci katından pencereden bakıldığında görülebilen, yan binanın çatısında “Ağaca Balta Vurmuşlar, Sap Bedenimden Demiş” yazısını yerleştirerek, çatılara yazı yazmayı “şiirsel bir eylem” olarak yeniden yorumlamış. Bu yazının aynı zamanda helikopter ya da uçaklardan görülebilmesi için tasarlanmış bir S.O.S (Yardım) çağrısı niteliğinde olması ayrıca ilgi çekici bir ayrıntı. “Arşiv Rüyası” sergisi projeksiyonlarla desteklenen küçük bir odada, yapay zekânın barındırdığı veri uzayının neye benzediği, dokümanların kendi kendilerine kümeleşmesinin ve sınıflanmasının nasıl yapıldığını gösteren bir panorama izleti sergisiydi.

Etkinliğin sonunda, yapay zekânın kullanım dışı olduğu zamanlarda tıpkı insanlar gibi halüsinasyon görebildiği gösterildi. Bu durum hem ürkütücü hem de hayranlık uyandırıcı idi. “Tohum Yolculuğu” sergisi, Osmanlı Bankası’ndan kalma bir kasanın içerisinde, çeşitli tohumların deniz yoluyla ülkeler arasında nasıl seyahat edip son duraklarına ulaştıkları ile ilgiliydi. Farklı tohumların kasa gibi yüksek güvenlikli bir şekilde ulaşımının yapılmış olması da oldukça dikkat çekiciydi. “Pürüzsüz Mermerinizden Parlayacak Kadar Yumuşak ve Kavisli” sergisi ise, binanın her yerine dağılmış olan inşaat demiri iskeletli, monitör kafalı figürlerin izleyiciler ile direkt iletişim halindeymiş gibi görünerek çeşitli hikâyeler anlatmaları şeklindeydi. Serginin bilindik sergilere nazaran muhatabıyla etkileşim içerisinde olması, sergi kavramına farklı bir yaklaşım ile yaklaşılarak oluşturulmuş olan bu etkinliği bir hayli ilginç kılan özelliklerden biriydi. Sergi sırasında yere yakın duran bir rafın alt yüzünde bir bulmaca edasıyla keşfedilmeyi bekleyen “At the entrance they wait for you” mesajını okuyabilmek için de polislerin araçları ararken yaptığına benzer ucunda ayna olan dedektörümsü bir sopa ile bu mesajı tespit etmek gerekiyordu, ki bu durum da etkileşim kavramını, sergilere farklı bir bakış açısıyla yaklaşılmış olması durumunu yeterince vurguluyordu. Monitörlerin vermeye çalıştığı mesaj ekolojik farkındalık olmakla beraber, interaktiflik bizim için çok daha fazla ön plandaydı.
Daha fazlası için: http://saltonline.org/tr/1607/sanat-kullanimlari-son-sergi?tag=45

Bir Çeviri İşi Olarak Mekâna Müdahale:

Serginin çeviri dünyasıyla bağlantısını incelemek gerekirse; mekâna müdahale biçiminde bir “çeviri” işlemi uygulanmış olması, esasında çevirinin de bir müdahale oluşunu anlatıyor diyebiliriz. Mekâna müdahale ve metne müdahale paraleldir diye düşünüyorum. Aslında çeviri de müdahilliktir, görünürlüktür. Sergide monitörlerin muhataplarına “sen” şeklinde olan hitapları da kimi çevirmenin çeviri yaparken okuyucusuna benzer biçimde hitap ediyor oluşu, onları doğrudan muhatap almasını andırıyordu. Çevirinin bu sergiyle bağdaştırılabilecek kimi özellikleri, gözlemlerimiz kadarıyla; farkındalık yaratması, estetik bir yanının olması, dönüştürücü gücünün bulunması ve okuru (izleyiciyi) müdahilliğe çağırması idi. Sergide de bu özelliklerin varlığı yeterince açık bir şekilde hissedilir durumdaydı.

Bir Mekânı Çevirmek

Category: Çeviriye dair
0
1564 views

Join the discussion